
Kulağımda Kemâni Tatyos Efendiden Kürdîlihicâzkâr Saz Semâîsi, gözlerim batmak üzere olan güneşte. Bir süre sahilde, Kız Kulesinin karşısında kendi âlemimde tefekküre daldıktan sonra Mihrimah Sultan Câmii’ne doğru yol aldım. Esâsen içimde alelekser muhabbet etme iştiyagı vardı. Bende “Câmi’de vakit namazına kadar tek dostlarımla muhabbet edeyim” dedim. Kağıdı yârine kavuşturdum.
Malumunuzun Şeyh Üftâde’in
Âşıklara eydin salâ
Oruç ayı geldi yine
Rahmet denizi cûş edip
Âlemlere doldu yine
Kur’ân’da Allah öğdüğü
Cümle nebîler sevdiği
Ümmete Allah verdiği
Oruç ayı geldi yine
diye coşku ile anlattığı mübarek ay geldi. Kavuşturan’a hamd olsun. Divân edebiyatında ramazan ayından bahseden manzumeler vardır. Bunlara Ramazâniye deniliyor. Ramazan gelmeden evvel bu manzumelerle hemhal olmaya çalıştım. Ramazan bana herkesten evvelden geldi gibi hissetmeden edemedim. Bu manzumeler genellikle kâside şeklinde olup, on ilâ yirmi beyitten oluşuyor(Farklı türlerde olanları vardır elbet.). Bu manzumeleri iki şekilde inceleyebiliriz. Evvelâ, ramazan ayının dinî yönünü ele alanlar. Sâniyen ramazan ayının kültürel ve folklorik yönünü ele alanlar. Ramazan denilince birkaç kavram gelir her birimizin aklına.
1-Davulcu
Osmanlı da bu görevi mahalle bekçiler yapardı. Divan şairleri, bekçilerin Ramazanı sabırsızlıkla beklediklerini çünkü bu ayda bahşişler sayesinde gelirlerinin arttığını özellikle vurgulamışlardır:
Mansıb aldım sanur erbâb‑ı emel bâbında
Bekçiler olsa gelüp tabl‑zenân‑ı ramazân
Sürûrî
Lâkin bu bahşişlerden memnun olmayan bir kesim de vardı halktan. Niyetlerinin sadece para kazanmak, börek yemek veya baklava olduğunu düşünüyorlardı. Ayrıca davul sesinden de rahatsızlardı:
Boşına sanma tavul çalmadadur
Bekçiler de giceler bî‑hengâm
Bahşiş ü hem börek ü baklavayı
Beyt ile bir bir iderler îhâm
Fi’l‑mesel evc‑i felek olsa dahi
Tavulun sît ü sadâsına makâm
Nâs kös dinlemiş itmezler gûş
Halkı bîhûde iderler sersâm
Sabîh
2-Sahur
İlk teravih kılınmış ve ilk sahura kalkmak… Bu duygu büyüklerde bir sünneti edâ etmenin mutluluğu, çocuklar içinse oyundur. Bundan dolayı akşamdan annelerine sıkı sıkı tembihte bulunurlardı:
Sıbyân heves‑i ni‘met‑i savm ile dimekde
Bu şeb beni cânım nene sâhûrda uyandır
Enderunlu Vâsıf
Tütün tiryakileri için sahur vakti büyük bir fırsattır. Bu yüzden sahurda, ağızlarında sürekli tütün bulunmaktadır:
Vakt‑i imsâkda misvâka bedel agzımdan
Düşmüyor çûb‑ı duhân yok bu kelâmımda riyâm
Seyyid Vehbî
3-İmsak
İmsak vakti orucun başladığı vakittir. Şairler de diğer insanlar gibi iftarın çabuk gelmesini istememektedir:
Bûse‑i gerden‑i berrâka olur mı imsâk
Sofra‑i vuslata kalur mı gönülde ârâm
Re’fet
4-İftar
Kâmî’nin ifadesiyle iftar vakti; cennet nimetlerinin tadını, zevkini gösteren bir zamandır:
Vakt‑i iftârı nümâyende‑i zevk‑i cennet
Ferkadânun biri anda birisi bunda ‘ayân
Kâmî
İftar sofrası, aynı zamanda Allah’ın bir rahmeti, nimetlerin değerinin anlaşıldığı bir vakit ve duaların kabul olduğu bir zaman dilimidir:
İftâr gelür mâ’ide‑i rahmet‑i Hak’dan
Her şâm u seher merd‑i sabûr‑ı ramazâna
Lebîb
İftar sonrası en büyük keyiflerden biri de kahve içmektir. Çünkü ehl-i keyif, üç aylar boyunca şarap içemeyeceklerdir:
Bu üç aylarda zarîfân müselles yerine
Kahve içmekdedir iftârda üçer fincân
Zîver Paşa
5-Teravih
Karınlarını doyuran, kahvelerini içen büyükler, yanlarına çocukları da alarak sünnet olan teravih namazını kılmak üzere camilere akın ederler. Çünkü teravih, Müslümanlara rahatlık ve zevk veren bir ibadettir:
Çık terâvîha da gör râhatı seyr it zevki
Bak ne hengâmeler olur gice hengâmında
Seyyid Vehbî
Cinânî, gündüzün aç, gece karnının tok olduğunu söyleyerek teravihi kılmaya takatinin kalmadığını söylemektedir:
Gündüzin aç gice tok zerre kadar râhat yok
Kılmaga şimdi terâvîhi kanı tâb u tüvân
Cinânî
6-Kadir Gecesi
Kur’ân’ın ifadesiyle bin aydan daha hayırlı olan Kadir Gecesi, günahların affına ve Hakk’ın mağfiretine vesiledir:
Bil kadrini zîrâ ki bu şehrün şeb‑i kadr’i
Bî‑şek sebeb‑i magfiret‑i ‘âlemiyândır
Enderunlu Vâsıf
Bu gece Müslümanlara büyük bir nimettir. Kur’ân’da Kadir Gecesi’nde yapılan duaların kabul edileceği yazılıdır. Bu yüzden eller bu gece semaya kalkmalıdır:
Leyle‑i kadr’i şeref‑bahş‑ı cihân olmuşdur
Sâ’imân tâ ki du‘âsın eyler ol dem takdîm
Redd olınmaz ol gice her ki du‘â eyler ise
Eylemiş anı beyân Hazret‑i Kur’ân‑ı Kadîm
Nazîr
Hâni diyoruz ya “Nerede o eski ramazanlar!” acaba biz eskiyi aradığımız kadar eskiler bizi arıyor mudur? Esasen insan önce kendini ramazan eylerse sonra tüm hayatı ramazan olur. Ramazan olmak… Ramazan rahmet ayıdır, sizde merhametli olasınız. Ramazan on bir ayın sultanı, sizde birer gönül sultanı olasınız. Ramazan mağfiret ayıdır, sizde affedenlerden olun ki affedilenlerden olasınız. Ramazan Kur’ân’nın indirilmeye başlandığı aydır, sizde gönlünüze indirin Kur’ân’ı.
Bu Ramazan’da Ramazan olasınız dostum…
Kaynakça: Ramazanı Divan Şiiri Metinlerinden Okumak – Hakan YEKBAŞ
Yazar : Âtıfetkâr Hanım
Fazilet Medya Ailesi olarak Ramazan Ayınızı en içten dileklerimiz ile kutlarız. Mübаrеk Ramazan аyınа hаs rahmet, bereket ve mаğrifеt ile hеmhаl оlmаnız dilеklеri ile… Hayırlı ramazanlar.